 |

ayvanlardaki savunma taktiklerinin en önemlilerinden
biri de kuşkusuz ki kamuflajdır. Kamuflaj yapan canlılar yaşadıkları
ortama son derece uyumlu şekilde yaratılan vücut yapıları ile adeta
özel bir koruma altına alınmışlardır. Bu canlıların vücutları bulundukları
ortamla o kadar uyumludur ki, resimlerine bakıldığında bazılarının
bir bitkiye mi yoksa bir hayvana mı ait olduğunu anlamak ya da aynı
ortamda bulunan hayvanla bitkiyi birbirinden ayırt edebilmek neredeyse
imkansızdır.

Yaşadıkları ortamın renklerine göre kendi renklerini
değiştiren canlılar her zaman bilim adamlarının ilgisini çekmiştir.
Yapılan araştırmalar, bir canlının nasıl olup da kendisinden tamamen
farklı yapıdaki bir canlıya tıpatıp benzediği sorusunun cevabını bulabilmek
içindir.
Örneğin bahçede yürürken yaprak zannettiğiniz için üzerine
basmaktan son anda kurtulduğunuz kurbağanın ne gibi işlemler yaparak
o desenlere ve renge sahip olduğunu hiç düşünmüş müydünüz? Kurbağanın
yaptığı kamuflaj onun için çok önemli bir savunma aracıdır. Bu sayede
bulunduğu ortamda görünmez hale gelen kurbağa düşmanlarından kolaylıkla
kurtulmuş olur.

Pembe bir çiçeğin üzerindeki pembe örümcek, çiçekteki
açıklı koyulu pembe rengi aynı tonları ile tutturabilirken aynı
tür örümceğin başka bir üyesi farklı bir çiçeğin üzerinde -örneğin
sarı bir çiçeğin üzerinde- aynı rengi alabilmektedir.

İnsan bir dala bakıp üzerinde hiçbir şey yok zannederken
aniden bir kelebek uçup gidebilir. Bir saniye önce, üzerindeki kurumuş
ve kopmuş bölgelere kadar tam bir yaprak görünümünde olan bu kelebek,
kamuflaj mucizesinin kusursuz bir örneğidir.
Canlıların üzerlerinde
bulundukları cisimlere benzemesi düşmanlarının onları fark etmelerini
önler. Elbette kamuflaj yapan canlılar, korunmak amacıyla vücutlarını
yaprağa, bir dala ya da bir çiçeğe kendi kendilerine benzetmiş değildirler.
Hatta onlar bu benzerlikler sayesinde korunduklarının bile farkında
değildirler. Ama buna rağmen istisnasız bütün örneklerde kamuflaj
çok ustaca yapılmaktadır. Çiçeğin rengiyle aynı olan bir böcek,
yaprak dalı gibi hareketsiz duran bir yılan, ıslak zeminin rengini
alan bir kurbağa kısacası kamuflaj yapan tüm canlılar, kamuflajın
özel olarak yaratılmış bir savunma taktiği olduğunu kanıtlayan birer
delildir.
Hiçbir canlı böyle bir işlemi kendi kendine ya da tesadüfen
gerçekleştiremez. Elbette ki canlılara kamuflaj yeteneğini veren,
renk değişimini gerçekleştirecekleri kimya laboratuvarlarını vücutlarına
yerleştiren üstün akıl ve bilgi sahibi olan Allah'tır.
Çok Etkili Bir Taktik
 amuflaj yapan canlılar yaşadıkları ortama son derece uyumlu
şekilde yaratılmış vücut yapıları, biçimleri, renkleri ve desenleriyle
özel bir koruma altına alınmışlardır. Bu canlıların bazılarının
bedenleri bulundukları ortamla o kadar uyumludur ki, çevrelerindeki
bitkilerden ayırt edilebilmeleri son derece zordur.
Bazı böcek türleri toplu halde kamuflaj yaparak düşmanlarından
korunurlar. Örneğin Madagaskar'da bulunan tropik bir hemiptera türü
olan Phiatidlerin kanatları parlak ve renklidir. Bir ağaç gövdesinde
toplu halde dinlendikleri zaman bir böcekten çok çiçeğe benzerler. Bu
da böcek arayan avcıları yanıltır. (Marco Ferrari, Colors for Survival,
Barnes and Noble Books, New York, 1992, s.41)
Üzerinde yaşadığı çiçekle aynı renkte olan bir örümcek, ağaç dalı
gibi hareketsiz duran bir yılan, kurumuş yaprakla birebir aynı
kanatlara sahip bir böcek, üzerinde durduğu bitkilerin rengini ve
biçimini alan bir kurbağa... Tüm bunlar doğadaki kamuflajın ilginç
örnekleridir. Ve bize kamuflajın özel yaratılmış bir yöntem olduğunu
göstermektedirler.
Yengeç örümceklerinin Misumena varia türü, üzerine konduğu çiçeğin
rengine bağlı olarak sarıdan beyaza kadar değişen pek çok rengi
vücudunda oluşturabilir. (Marco Ferrari, Colors for Survival, Barnes
and Noble Books, New York, 1992, s.52)
Örümcek türü ise kendisini en iyi gizleyecek rengi buluncaya kadar
durmadan ilerler. (Marco Ferrari, Colors for Survival, Barnes and Noble
Books, New York, 1992, s.20)
Şimdi bu özel yöntemi biraz inceleyelim.
Kimi canlılar, yaşadıkları ortamın yaygın bitki örtüsüne uygun renk
ve desenlere sahiptir. Örneğin sararmış otların arasında sarı çizgili
desenleriyle gizlenen bir kaplanın, avı tarafından fark edilebilmesi
çok güçtür.
Aslanlar da yaşadıkları bozkırların renginde yaratılmışlardır. Bu
sayede kuru otların arasında kolayca gizlenirler. Kamuflaj yapmış bir
asker gibi, yavaş yavaş avlarına doğru yaklaşırlar.
Savanların kuru otlarında avlanan bir aslan neredeyse görülmezdir.
Çünkü aslanın renkleri çevre ile karışır. Uzun otlarda bir çitayı ayırt
etmek de çok zordur; bunun sebebi yüzlerce küçük noktanın hayvanın
vücudunu netleştirmemesidir. Ayrıca çitanın siyah noktaları güneş ile
belirginleşir ve vücudunu olduğundan daha büyük gösterir.
Çita da sahip olduğu doğal kamuflaj sayesinde avına fark edilmeden
sokulur. Av kendisini fark ettiğinde ise, artık çok geç kalmıştır.
Yaşadığı ortamla mükemmel bir renk uyumuna sahip canlılardan biri de
kutup ayılarıdır. Kutup ayılarının bembeyaz postları, dört mevsim kar
ve buzlarla kaplı dünyalarında onlara büyük avantajlar kazandırır. Kar
beyazı renkleri fark edilmeden avlarına yaklaşmalarını sağlar. Eğer
renkleri beyaz olmasaydı, bu ayıların kutuplarda yiyecek bulabilmeleri,
yavrularını besleyebilmeleri son derece güçleşirdi. Bu da kısa sürede
nesillerinin tükenmesi anlamına gelecekti.
Bunlardan başka bazı canlılar da mevsimlere uygun kamuflajlar yaparlar. Buna en güzel örnek olarak kutup kuşlarını verebiliriz.
Mevsimlere Göre Tüy Değiştiren Bir Canlı:
Kutup Kuşları
Kutup kuşlarını bulundukları yerde fark edebilmek neredeyse
imkansızdır, çünkü tüylerinde doğal zemini taklit edebilmelerini
sağlayan mükemmel bir kamuflaj yeteneği vardır.
Mevsim kış olduğunda kutup kuşlarının vücutlarında mucizevi bir
değişim yaşanır. Koyu renkli tüylerin hepsi yok olur ve sadece beyaz
tüyler kalır. Karların arasında bembeyaz kuşu fark etmek yine imkansız
gibidir.
Kuşun bu işten hiç haberi yoktur, ama vücudu her kış mevsiminde
aynı mükemmellikte kamufle edilir. Mevsim ilk bahar olduğunda kutup
kuşunun tüylerinin arasında, yeşeren bitkilerin renginde yeni tüyler
çıkar. Aynı değişiklik yaz için de geçerlidir.
Bu olağanüstü değişimler sayesinde otların arasında kutup kuşlarını
görebilmek neredeyse imkansızdır. Tüm bu harika kamuflaj gösterisi,
elbette bir açıklama gerektirmektedir. Bu kuş elbette kendi iradesiyle
üzerindeki tüylerin rengini değiştiremez. Sahip olduğu kamuflajın ne
işe yaradığını bilecek bir akla dahi sahip değildir.
Öyleyse bu kuşa olağanüstü kamuflaj yeteneğini veren kimdir?
Mevsimine göre kutup kuşunun sahip olması gereken kamuflajı kim bilmektedir?
Çevrenin renk ve desenini kuşun tüylerinin üzerine adeta bir ressam gibi kim çizmiştir?
Sorular bizi tek bir cevaba götürmektedir;
Kutup kuşu, Allah tarafından yaratılmıştır ve sahip olduğu özellikler de kendisine Rabbimiz tarafından verilmiştir.
Büyük Kamuflaj Ustası: Bukalemun
Kamuflaj sanatının en büyük ustalarından biri kuşkusuz
bukalemundur. Bukalemun özellikle bu konudaki çabukluğu ile
şaşırtıcıdır. Diğer pek çok sürüngen de renk değiştirme yeteneğine
sahip olduğu halde, hiçbiri bunu bukalemun kadar hızlı başaramaz.
Bukalemun istediği anda üzerinde bulunduğu zeminin rengini alır ve
böylece kendisini gizler. Kendisini güvenli hissettiğinde ise, derisine
çeşitli renkler vererek adeta bir sanat gösterisi yapar.
Bir ressamın bir deseni tualine aktarması saatlar sürer. Oysa
bukalemun, üzerinde bulunduğu ortamın desenini anında taklit edebilir.
Bukalemunun bu olağanüstü yeteneği, vücudunda yaratılan ve renge
duyarlı özel hücrelere dayanmaktadır. Bu son derece kompleks hücreler,
kendilerine gelen ışığa göre pigmentlerini ayarlamakta, hem de bunu
olağanüstü bir hızda yapmaktadırlar. Bu kompleks yapı, hiç bir
tesadüfle açıklanamaz. Geçmişte bir bukalemunun böyle bir sisteme
ihtiyaç duyduğu, sonra bunu düşünüp tasarladığı ve kendi vücuduna
yerleştirdiği de iddia edilemez. Bukalemunun renk değiştirme yeteneği
yaratılışın açık bir delilini oluşturur.
Bu örneklerle Allah bize sonsuz bilgi ve sanatının bir örneğini
göstermektedir. Bir Kuran ayetinde buyrulduğu gibi, Allah kusursuzca
yaratandır:
Bukalemunlar en iyi renk değiştiren canlılardandır. Bukalemunun
üzerine konan bir yaprağın izi bir süre sonra hayvanın derisinde,
üstelik de aynı renk ve desenlerle ortaya çıkar.
O Allah ki, yaratandır, kusursuzca var edendir, 'şekil ve suret'
verendir. En güzel isimler O'nundur. Göklerde ve yerde olanların tümü
O'nu tesbih etmektedir. O, Aziz, Hakimdir. (Haşr Suresi, 24)
Patoo
Allah, patoo adı verilen kuşa "taklit yapabilme" kabiliyeti vermiştir. Bir ağaç kütüğüne konar ve tüyleriyle aynı renk
olan kütükte hiç fark edilmez. Fakat yanına yaklaşıldıkça taklidini
daha mükemmelleştirmek için hareket etmeye başlar. Çok yavaş bir
şekilde, kuyruğunu indirir ve onu ağaç kütüğünün deliğine sokar.
Böylece kuşla ağacın birleşme yeri iyice belirsizleşir. Sonra yine aynı
yavaşlıkta, gagası dik olarak gökyüzüne dönene kadar başını kaldırır ve
gözlerini kapar. Kuşun özelliği, göz kapakları kapalı olmasına rağmen
görebilmesidir. Her iki göz kapağında da çok ufak dikey yarıklar
vardır. Bu yarıklar kuşun hassas gözlerine ışığın girmesini sağlar.
Böcekler Dünyasındaki Kamuflajcılar
Böcekler de hem kendilerini korumak hem de kolay avlanmak için kamuflaj
tekniklerini kullanırlar. Kimi böcekler kendilerini bir yaprağa
benzetirler. Bu benzerlik öyle mükemmeldir ki yaprağın biçiminden
üzerindeki damarlara kadar hiçbir detay eksik bırakılmamıştır.
Kimilerinin kanadında sararmış bir yaprağın üzerindeki çürüklere,
lekelere benzeyen desenler bile vardır, kimisi ise kendini bir bölümü
kopmuş yaprak şekline sokmuştur.
Şimdi, bu canlılardaki kamuflaj tasarımı üzerinde biraz düşünelim.
Bu böcekler bir bilince ve akla sahip değildirler. Hayatta kalmak için
bir yaprağa benzemeleri gerektiğini bilemezler. Bilseler dahi
vücutlarının üzerine yaprak şekli çizemezler. Yapraklardaki çürükleri,
lekeleri taklit edemezler. Öyleyse böceğin kanatları üzerinde yer alan
ve bilinçli şekilde tasarlandığı açık olan bu çizimler kimin eseridir?
Elbette ki bu değişimlerin tesadüflerle oluşması mümkün değildir.
Bu küçük böceklerin kanatlarındaki yaprak tasarımı, canlıların
tesadüflerin değil, bir Yaratıcı'nın eseri olduğunu göstermeye
yeterlidir.
Karacaların Kamuflaj Özelliği
Anne karaca yavrusunun kamuflaj özelliğini onun adına bir avantaj olarak kullanır. Yavrusunu çalılıkların arasında bir yere gizler ve onun kalkmadan oturmasını sağlar. Yavru karacanın kahverengi derisinin üzerindeki beyaz benekler güneş ışığı ile karışır ve uzaktan bakıldığında yavru karaca kesinlikle fark edilemez. Üzerindeki beyaz benekler çalıların arasında yere vuran güneş ışınlarının yansıması gibi algılanır. Birkaç metre öteden geçen bir düşman bile yavru karacayı seçemez. Anne karaca ise yavrunun gizlendiği yerin hemen ilerisinde durarak onu gözler. Ancak kesinlikle dikkatleri yuvaya çekecek bİr davranışta bulunmaz, son derece temkinli davranır. Sadece beslemek için yavrusunun bulunduğu yere gelir. Ormana geri dönmeden önce ise, yavrusunu burnu ile iterek tekrar yere oturtur. Yavru ara sıra ayağa kalkacak olsa bile, duyduğu en küçük bir seste hemen geri oturacaktır. Yavru annesinin yanında koşabilecek duruma gelene kadar bu şekilde gizlenir.
 |
Bu
resimlerdeki Mantisler de bulundukları ortamda
saklanabilecekleri renk ve şekillere sahipler.
MANTISLER, yaşadıkları çevreye uyumlu olarak yaratılan
canlılardandır. Bazen bir yaprağın, bazen de bir
dalın arasında gizlenirler. Tek silahları vücutlarının
şekli ve rengidir. Bu sayede düşmanlarından en
iyi biçimde gizlenebilirler. |
Orkidenin üzerine konan bir Mantisi çiçekten ayırt
etmek oldukça zor. |

Kuş pisliği görünümündeki tırtıl. |
 |
 |
 |
 |
KURUMUŞ
YAPRAK MI? KELEBEK Mİ?
İlk bakışta kurumuş birer
yaprak sanılabilecek bu resimler aslında kelebeklere
ait. Damarlardan, çürümüş bölgelere ve tonlamalara
kadar her türlü ayrıntıyı üzerinde taşıyan bu yaprak
benzeri kanatlar, kelebekler için çok güzel bir
korunma sağlıyor. Kelebeğin yaprağa böylesine olağanüstü
bir şekilde (yaprağın damarları ve kurumuş kısımları
bile ihmal edilmeden) benzemesine "rastlantı" deyip
geçmek elbette mümkün değil. Kelebeğin kendi kendini
"yapraklaştırdığını" kabul etmekse aynı oranda mantık
dışı bir iddiadır. Bu Allah'ın üstün yaratışının
bir örneğidir. |
 |
 |
| Yaprakla
beslenen çekirgelerin ömürleri doğal olarak
yaprakların arasında geçer. Sahip oldukları
renk yaprakla birebir benzeştiğinden, en büyük
düşmanları olan kertenkele ve kuşların çekirgeleri
fark etmeleri genelde mümkün olmaz. Böylece
çekirgeler güvenlik içinde yaşamlarını sürdürür
ve beslenirler. Herhalde çekirgelerin yaprakların
yanında dura dura "yapraklaştığını" kimse iddia
edemez. Ya da kendi kendilerini, her nasılsa,
"yapraklaştırdıklarını"... Açıktır ki, yaprak
yiyen çekirgeler, yaşamlarını sürdürmeleri için
böyle bir kamuflaj özelliği ile birlikte yaratılmışlardır. |
Kertenkele kumda |
 |
 |
Ağaç gövdesinin
deseninden farksız deri rengine
sahip bir kurbağa ve yavrusu. |
Yaprak üzerinde kurbağa
ve yumurtaları. |
 |
 |
Kurumuş yaprakların ve kayaların arasında iki kurbağa daha. |
Üstteki Bakırbaşlı yılan, ormanın yapraklarla
örtülü zeminine mükemmel şekilde kamufle olabilmektedir.
Derisinin rengi ona savunmada olduğu kadar,
avlanmada da büyük avantaj sağlamaktadır. |

Bulunduğu çiçekle kamufle olmuş bir örümcek |
Kamuflaj ustası Kelebekler
|
 |
 |
 |
 |
 |
 |
 |
 |
| |
|

|
 |
 |
Yapraklar arasında
ve ağaç gövdesinde kamufle olmuş iki kelebek. |
İlk bakışta çiçekle dolu görünümü veren bu dalda
aslında onlarca tırtıldan başka bir şey yok. (sağda)
Sinekleri yakalamak için saklanan sarı örümceği
de, üzerinde bulunduğu çiçekten ayırt etmek
pek de kolay değil. (ortada)
Diken benzeri yaprak bitleri. (solda) |
Yerde yuva yapan kuşların tüy renkleri ve desenleri
de kendilerine yapraklar arasında kusursuz bir
gizlenme sağlar. Bu cins kuşların yumurtaları
da saklanmaları için aynı çeşit renk ve desenlere
sahiptir. Ceylanın otlarla aynı olan rengi kendisi
için çok büyük bir avantajdır. |
|
MEVSİME
VE ZEMİNE GÖRE DEĞİŞEN TÜY RENGİ
Üstte yer alan kuşun ve alttaki tavşanın ortak
özelliği mevsimlere göre tüy renklerinin değişmesidir.
Bu hayvanlar, kış aylarında bembeyaz bir kıyafet
kuşanırken, bahar geldiğinde toprağın ve bitki
örtüsünün rengine birebir uygun yepyeni bir
görünüme bürünürler. Ortama
göre renk değiştirme olayı, hayvanların vücutlarında
yaratılmış olan oldukça karmaşık mekanizmalar
sayesinde gerçekleşmektedir. Güneşte kalan insan
derisinin kızarıp-koyulaşmasına benzetilebilecek
bu mekanizmalar, hayvanların deri ve tüylerinde
renk değişikliklerine yol açmaktadır. Vücudumuzun
güneşte yanmasını engelleyemememiz (özel korunma
yöntemleri hariç) gibi hayvanlar da vücutlarındaki
değişimi kontrol kabiliyetine sahip değillerdir. |
 |
 |
 |
| Yaprağın renklerine bürünmüş bir kurbağa.
Minnov balığını, derin olmayan bir havuzda bile
çakıl taşları arasında fark etmek oldukça zordur.
Taşların arasında, zeminle tam anlamıyla bütünleşmiş,
13 tane boynuzlu kertenkele var. |
Üstte gördüğünüz vahşi görünümlü hayvan da kamuflajın
kendisine sağladığı avantajlarla hayatını sürdüren
canlılara bir başka örnektir. |
Resimlerdeki yılanları yapraklar arasında fark
etmek oldukça zordur. |
|
 |